TED Ankara Kolejinden sonra ekonomi ve işletme eğitimi almama rağmen gönlüm hep yazmak-çizmekteydi. Gazeteciliğe başlamam hiç de zor olmadı. Kalbimin sesini dinledim.
Önce aktüalite gazeteciliği, ardından televizyonculuk yaptım. Muhabirlik ve yapımcılık… Sonra sırasıyla geldi ekonomi bürokrasisi… Yabancı bir haber ajansının Türkiye muhabirliği derken; İngilizce, Almanca ve İtalyanca eğitimi almış, yıllarca Cumhurbaşkanlığı’ndan Başbakanlık’a girip çıkmış bir gazeteci olarak yoluma yazılı basında ama başka bir kentte devam ettim.
Kendimi İstanbul’da Türkiye’nin en çok satan gazetelerinden birinde yeni bir uluslararası aktüalite köşesinin yazarı olarak buldum. Köşenin adı Popüler Kültür’dü. Dünyayı dolaştım. Hem de pek çok ülkenin, hatta bir Cumhurbaşkanı’nın davetlisi olarak. Amazonlar mı dersiniz, Güney Kore mi… Sudan’da yoksulluğu gördüm, İsrail’de akıllı şehirleşme sistemlerini…
Vardığım son nokta ise yeni, sanal bir dünya oldu. Hayalgücü oldukça gelişmiş biri olarak aklımı ve duygularımı yapay zekaya kaptırdım. Beni içine çektikçe çekti. Türkiye’nin ilk yapay zeka ve robotik yazarı oldum. Ülkenin kamuoyona açık ilk yapay zeka anketini yaptım. İlk Türkçe/İngilizce yapay zeka ve robotik bloğunu açtım. O zamana kadar Türkiye’de konuşulmayan teknolojileri konuştuk ve kaleme aldım. Çok şanslıydım.
Sonrası kolay geldi. Ulusal ve uluslararası alanda moderatörlük, konuşmacılık…
Sosyal medyada 3 dilde paylaşım yapmam, Türkiye’de yerleşik olmayan yabancı markaların benimle temasa geçmesine yol açarken, yabancı akademisyen, halkla ilişkiler ajansları ve teknoloji uzmanlarından “Bize Türkiye’deki gelişmeleri anlatsana” şeklinde mesajlar almaya başladım. Bir ülkeden aldığım danışmanlık teklifi, Analytics Insight’ın “Robotikteki 50 kadın” listesine gayriresmi bile olsa aday gösterilmem, niye yalan söyleyeyim, göğsümü kabarttı.
Diğer yandan bir bilişim etkinliğinden diğerine koşup durdum. Dijital dünya beni de ele geçirmişti.
Durmaya hiç niyetim yoktu. Ancak dünyayı ele geçiren ve herkesi evine kapatan pandemi, 2020’de bana da “Dur” dedi. Böylece dijital içerikler başladı. SabancıDx ile büyük bir iş başardık. Dijital dönüşüm konularını ele alan İngilizce bir youtube serisi gerçekleştirdik. Üstelik çok üst düzey uluslararası isimlerle…
Bu yayınlar Rolls Royce Plc’un “Bize blog yazar mısın?” teklifinin önünü açtı.
Şimdiyse Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisindeki Yapay Zeka köşemin yanı sıra, blog yazılarıma ve projeler üretmeye devam ediyorum. Unutmadan, kendi youtube kanalımı da kurdum. 2020’de pandeminin bana açtığı dijital içerik yoluna Celebrity Tech Talks, Yurtdışındaki Teknoloji İnsanlarımız, DiscoTech ve DeepDive içeriklerimle devam ediyorum.
Son olaraksa İngiltere'deki De Montfort Üniversitesi'nin "Global Governance of Artificial Intelligence (AI)" başlığındaki çalışma grubuna davet edildim. Sanırım doğru yoldayım.
Kendimi tanıyorsam rahat durmayacağım.

